BÖLGESEL KİLO VERMENİN ÜÇ SACAYAĞI

Bölgesel kilolarıyla başı dertte olan insanların bölgesel olarak incelmesi, onları kilo kaybetmelerinden daha çok mutlu eder ve zaten doğru olan da budur. Diyet ile başlanan, bazen de  egzersizle ya da diğer yöntemlerle desteklenmeye çalışılan bu süreç uzun ve sancılı geçebilir. Genetik olarak doğuştan gelen bir anatomimiz vardır ve bunu değiştirmek pek mümkün olmayabilir. Bu yüzden istediğimiz bedene kavuşmak genetik, hormonal ve çevresel etmenlerden dolayı bizi zorlayabilir.

Bölgesel Kilo Almamıza-Yağlanmamıza Sebep Kimdir?

Bölgesel olarak kilo almamızın nedeni vücudumuz olabilir mi? Genetik faktörler, beyin, böbrekler, karaciğer, dengesiz beslenme, sedanter yaşam hatta hormonlarımız ve kronik stres bile bölgesel kilo almaya sebep olabilir. Asıl sebebin ne olduğunu doktor ve diyetisyen kontrolünde segmental vücut analizi, laboratuvar testleri gibi gerekli tetkiklerin sonucunda öğrenebiliriz. 

Bölgesel Kilolar Sadece Estetik Açıdan Kötü Değil!

Estetik görünüm açısından istenmeyen bir durum olan fazla kilolar birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Diyabet, insülin direnci, kardiyovasküler hastalıklar, karaciğer yağlanması, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve hiperlipidemi gibi kötü sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

Ayrıca fazla kilolar vücuda eşit oranda dağılım sağlamayabilir ve görünüm açısından farklı vücut tipleri ortaya çıkabilir.

Elma tipi vücut, kalça ve bacakların ince kaldığı göbek ve çevresinde kiloların toplandığı vücut tipidir. Organlarımızın çoğunun bu bölgede olduğunu düşündüğümüzde bu vücut tipine sahip olan kişilerde organ yağlanmaları ve metabolik hastalıklar ortaya çıkabilir.

Armut tipi vücut, bel ve üst kısım dar,  basen ve kalça çevresinde biriken fazla kilolardan oluşan bir vücut tipidir.

Kum saati vücut, genelde herkesin sahip olmak istediği vücut tipidir. Omuz ve kalça genişliği eşit olur ve kilo alındığında bu kilolar vücudun her yerine eşit olarak dağılım gösterebilir.

Yağ Metabolizması

Vücudumuz enerji ihtiyacını ilk olarak karbonhidratları harcayarak sağlar. Sonrasında ise karbonhidrat yetersizliğinde, enerji ihtiyacını karşılamak için yağları yakmaya başlar. Hücrelerdeki yağ, enerji için kullanılabilecek forma dönüştürülerek organizmaya trigliseritler olarak alınır.  Karbonhidratların depo edilme kapasiteleri sınırlıdır fakat yağların öyle değildir. Yağ, sınırsız denecek kadar çok miktarda ve adiposit denilen hücrelerde trigliserit olarak depo edilir. Vücudumuz ihtiyacından fazla olan karbonhidrat ve proteini de yağ gibi trigliserit olarak depo ediyor.

 Trigliserit ayrıştığında su ve karbondiokside dönüşüyor, oluşan su idrar, ter, nefes, dışkı, gözyaşı ve diğer vücut atıkları şeklinde vücuttan atılıyor. Karbondioksit ise akciğerler aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılıyor.

Ergenlik sonlandıktan sonra yetişkinlik döneminde vücudumuzdaki yağ hücrelerinin sayısı değişmez fakat bu hücreler küçülür ya da büyür. Buna bağlı olarak vücudumuzdaki yağ depolama ya da yağ yakma mekanizması genetik faktörler ve ergenlik dönemi ile yakından ilişkilidir.                                                                                                                         

Bölgesel kilo vermede mucizevi bir diyet ya da egzersiz maalesef ki yoktur. Fakat yağ yakımını destekleyecek sağlıklı bir beslenme, yeterli aktivite ve invaziv olmayan bir uygulama ile birlikte, vücutta yağların yoğunlukla depo edildiği bölgelerden yağ kaybı sağlayarak incelme kaydetmek mümkün olabilir.

Bölgesel Kilo Vermede 1. Sacayağı: Diyet

Öncelikle ihtiyacınız olan kalori miktarına uygun olarak dengeli bir diyet uygulama gerekir. Hayvansal kaynaklı ve trans yağlardan ziyade bitkisel kaynaklı yağlar tüketmek daha doğru olacaktır.

Karbonhidrat, yağ ve protein dengesi doğru kurulmalıdır önceden de bahsettiğimiz gibi fazla alınan karbonhidrat, protein ve yağ vücutta yağların depo şekli olan trigliseritler şeklinde yer alır.

Ülkemizde çoğu kişi ne yazık ki lif bakımından yetersiz besleniyor ve bağırsak problemleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla taze meyve-sebze ve bol posalı tahıl ürünleri tüketmek hem bağırsak sağlığı hem de beden sağlığı için önemlidir.

Fazla aynı zamanda gereksiz tuz, şeker, un ve alkolden uzak durmak sağlıklı beslenme konusunda atılacak en önemli adımlardan biridir.

Özellikle kış günlerinde su gereken değerin çok altında tüketiliyor. Oysaki su vücudumuz için hayati önem taşıyan bir maddedir. Su tüketimi kişiden kişiye değişmektedir, yeterli su tüketmek sağlık için yararlı olduğu kadar toksinlerin vücuttan atılmasında da önemlidir.

İçeriği bilinmeyen, yağ-şeker oranı fazla olan paketli gıdalardan, işlenmiş ve kızartılmış gıdalardan  uzak durmak yağ yakma mekanizmasına destek olacaktır.

Bölgesel Kilo Vermede 2. Sacayağı: Fiziksel Aktivite

Fiziksel aktivite, yağ yakmayı doğrudan etkilemez fakat dolaylı olarak etkileyebilir. İncelme sağlamak istediğiniz bölgeye yönelik egzersizler yapmak, o bölgede bulunan kas dokularının korunmasını sağlayarak yağ kaybının oluşması için önemli bir destek olacaktır. Fiziksel aktivite bölgesel olarak incelmenize katkı sağlayacağı gibi yaşam kalitesini de artıracağı çalışmalarla kanıtlanmıştır.  

Bölgesel Kilo Vermede 3. Sacayağı: İnvaziv Olmayan Tedavi Yöntemleri

Diyet ya da egzersiz ile birlikte kilo kaybı sağlansa da istenilen bölgeden incelme mümkün olmayabilir. Bu durumda estetik dünyası  invaziv ya da invaziv olmayan yöntemler ile devreye giriyor. İnvaziv olarak yani cerrahi işlem gerektiren, liposuction gibi konforlu olmayan ve uzun ömürlü olmayan yöntemler sayılabilir. Bunun dışında kolay ulaşılabilir, pratik, cerrahi işlem gerektirmeyen ve daha konforlu olan invaziv olmayan yöntemler son zamanlarda yüz güldüren sonuçlar sağlayabiliyor. Zaten estetik tıp artık invaziv yöntemlerden daha çok noninvaziv yöntemlere

Yağ dokuları; subkutan yağ dokusu yani derinin hemen altında, viseral yağ dokusu da iç organların etrafında bulunan yağ dokusu şeklinde adlandırılıyor. 

Subkutan yağın azaltılması için yaygın olarak kullanılan 5 büyük invaziv olmayan teknolojik yöntem bilinmektedir. Bunlar radyofrekans (RF), düşük seviye lazer tedavisi (LLLT), hipertermik lazer tedavisi, yüksek yoğunluk odaklı ultrason (HIFU) ve kriyolipolizdir. Tüm bu teknolojiler, kesin etki mekanizmaları farklılık gösterirken, yağ dokusunun hacmini geçici veya kalıcı olarak azaltmayı amaçlamaktadır.

İnvaziv olmayan yöntemler cerrahi yöntemlerin aksine daha mütevazi ve uzun ömürlü sonuçlar vermektedir.

Bu yöntemler tek başına yağ dokularının küçülmesinde ve vücudun yağ yakmasında yeterli olmayacaktır.

Doğru beslenme, doğru egzersiz ve güvenilir bir invaziv olmayan yöntemle desteklendiğinde  bölgesel incelme sağlayabileceğimiz bir tedavi yolu çizilebilir.

Diyet-egzersiz-medikal uygulamalar bölgesel incelmenin üçlü sacayağıdır. Bunlardan biri eksik kalırsa istenilen sonuca ulaşılamayabilir. 

Leave a reply